15 Temmuz 2011 Cuma

Hedef 2023!

Yıl olmuş 2011 hala Roma, Barcelona görmemiş insanlar var. Hayat çok garip geçen sene bu blogda bugün aynı amaca hizmet eden yazımı yazarken sen de daha görmemiştin. İşin garibi ben de görmemiştim. Şimdi insanları oraların gediklisi olarak gezmeye götürüyorsun. Bense bunu sadece mobile uploadslardan çözme telaşındayım. Yavaş yavaş o arkadaşlığımızın yoğun ama aslında onun bile tam olarak yaşanamadığı yıllara dair hatıralar unutulurken biz yenilerini başka insanlarla başka hayatlarla oluşturma telaşındayız. Ayrı yerlerde, ayrı kişilerle. Dünya küçük ama İstanbul büyük.




O zamanlar canım her sıkıldığında elime boş bir kağıt bir de kalem alır mektuplar yazardım. Sende de hala duruyorlar eminim. İçeriği 2011 yılı için biraz zayıf ama samimiyeti fazla. Şimdi senede bir bloga bir şeyler karalamanın telaşı… Dedim ya hayat garip. Klavyeden yazmak hiç de zevkli değil. Sadece vize ve finallerde kullandığım kalemin şimdilerde yansıması on parmak. Ama bilgisayarda herkesin yazısı güzel. Ben bir yazıya başladı mı yazıyorum. Belki birbirinden alakasız cümleler ve saçmalamalar ama hakkında yazdığım kişiyle ortak noktalar ne kadar çoksa o kadar kolay. Gözden ırak olan gönülden ırak derler de bu teoriyi her yalanladığımda ilk delilim sen olacaksın. Ama her geçen yıl buraya yazı yazmak zorlaşıyor. Her geçen yıl yaptıklarımız kısmı azalacak yaptıklarım kısmı artacak. Ve facebooktan baktığım fotoğraflarından senin ne durumda olduğunu anlıcam. Aynı senin yaptığın gibi. Eskiden hep sana hoşlandıklarımı anlatır akıl falan alırdım. Şimdi belki o kadarını yapamıyorum ama olaya şu açıdan bak; bir kız arkadaşım var ve eminim bu yazıyı yazdığımı ona söylemesem de okuyacak. Çünkü sana verdiğim değerden ve seni ne kadar sevdiğimden çok bahsettim. Bir gün tanışacaksın.. (Eskiden böyle duygusal takılmazdım lan bu ciddiyet bu ruh hali neyin nesi? :) )

Sadede geliyorum…Aramızda ekstra bir kırgınlık olmadığı ve birbirimizin hayatlarında olduğumuz sürece de her 15 temmuzda bi sadede gelişim baki olacak. Ne demiştik “Let’s watch the flowers grow.” Hayatında tanıyabileceğin en süper Mehmet Kaygısız (çok iddiasız oldu) olarak ben hayatımda tanıdığım en mükemmel Selin Özdemir (Pınarı katmadım şanslısın) olarak seni görüyorum. Bundan sonra da öyle olacaksın. İyi ki doğdun. Hop! Seneye görüşürüz..

1 yorum:

  1. bu aksam travisi izlerken lets watch the flowers grow calinca sarki sana geldi direk, umarim begenmissindir. su an saat 3bucuk. 3 gundur uyumuyorum insanliktan ciktim ve 3bucuk saat sonra uyanmam gerek, cunku bosslar rakinkok filan pek sallamazlar, ben it gibi gezdim. uyuyakaldim hacit yorgunum idare edin diyemem. neyse bunlar da astigim denyoluk sinirlarinin gostergesi olsun. siteyi bulamadim diye tribal olmussun, haklisin. hediyeni yerim. ve bu saatte bu halde usenmedim actim, okudum bi de sacma sapan bi yorum yaziyorum. neyse diycegim o ki; yaptiklarimiza hiz verelim. sevgilinle pembe panjurlu yuvaniz, pamuk sekerden cocuklariniz olsun. benim de olursa bigun birlikte oynarlar. parmaklarina saglik, guzel insansin kaygi. hep olasin..

    YanıtlaSil